İlahiyat Fakültesi

Kişi Arama

Bağlantılar

"Heybeliada Ruhban Okulu" Adlı Seminer Çalışması Gerçekleştirilmiştir.

25/03/2015 00:00:23 - 26/03/2015 00:00:23 - 1105 Okunma

Heybeliada Ruhban Okulu (HRO), ondokuzuncu yüzyılın ikinci yarısından (1844), yirminci yüzyılın son çeyreğine (1971) kadar, hem Osmanlı İmparatorluğu hem de Türkiye Cumhuriyeti Dönemi’nde Patrikhane’ye bağlı olarak eğitim öğretim faaliyeti yürütmüş olan dini bir eğitim kurumudur. Okul, Patrikhane’ye bağlı olarak daha üst düzeyde bir teoloji eğitimi vermek üzere açılır. Ondokuzuncu yüzyılda, Ortodoksların dinî merkezi olan Fener Patrikhanesi’nden ayrılan bağımsız kiliselerin ortaya çıkışı, Patrikhane için büyük bir darbe oluşturur, cemaati azalan Patrikhane nüfuzunu kaybetmeye başlar. Özellikle Yunan Krallığı’nın Osmanlı İmparatorluğu’ndan  ayrılarak siyasi bağımsızlığını ilan etmesinin ardından,  Atina Başpiskoposluğu’nun da 1833’de Patrikhane’den ayrılarak dini bağımsızlığını ilan etmesi Patrikhane’yi derinden etkiler. Bu nedenle Ruhban Okulu’nun açıldığı yıllarda da iki kilise arasında soğuk rüzgarlar esmektedir.  

Aynı yıllarda, 1836’da, Atina Üniversitesi’ne bağlı bir İlahiyat Fakültesi’nin açılmış olması da Patrikhane’yi tedirgin etmiş olabilir ve bu nedenle Patrikhane’nin, Atina Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’ne karşı Ruhban Okulu’nu açarak tedbir almaya çalıştığını söyleyebiliriz.  Patrikhane, ancak 1850’de Yunanistan Kilisesi’nin bağımsızlığını tanır ve ilişkiler normalleşmeye başlar. İlk önceleri bir nevi Yunanistan’a rakip olarak açılan HRO’ya, sonraki yıllarda okul tarihinde en fazla öğrenci Yunanistan’dan gönderilecektir.

Ayrıca bu dönemlerde Katolik ve Protestan misyonerlerin Ortodoks cemaate yönelik artan dinî propaganda faaliyetleri de ayrı bir sorun olmaya başlar. Tüm bu sorunlar arasında Patrikhane, farklı uluslardan oluşan Ortodokslar arasında dinî birliği muhafaza etmek, yeni kopmaların önüne geçmek, bu mümkün değilse bile en azından Ortodoks teolojiye dair konularda “otorite” konumunu sürdürmek ve Ortodoksluk karşıtı propagandaların önüne geçmek için artık bir okul açmanın gerekli olduğuna karar verimiştir. Patrik IV. Germanos zamanında, Padişah Abdülmecit’ten okul açma izni alınır.  Okul inaşası sırasında Patrikhane içerisinde yaşanan bir takım sıkıntılara rağmen bina sonunda Patrikhane’ye bağlı kilise bölgelerinden toplanan bağışlarla tamamlanır. 1 Ekim 1844’de Kayseri Metropoliti Pesiu tarafından yapılan özel bir ayinle Aya Triada Manastırı’ndaki Teoloji Okulu’nun açılış töreni gerçekleştirilir ve 8 Ekim 1844’de dersler başlar.

Okul, bağımsızlık düşüncesindeki Balkan kiliseleri nazarında, bazı istisnalar hariç, pek itibar görmez ve Patrikhane’den kopuşları engelleyemez. Ancak, kuruluşundan itibaren, kendine özgü eğitim anlayışı ve uygulamalarıyla, Fener merkezli yazılı ve sözlü Ortodoks dinî geleneğinin muhafazasında, geliştirilmesinde ve yirminci yüzyıla aktarılmasında önemli bir rol üstlenmiştir. Okul, gerek teoloji anlayışı ve gerekse yetişmiş beyin gücü ile daha sonra diasporada kurulacak diğer Ortodoks teoloji kurumlarına da büyük ölçüde kaynaklık eder.

 Heybeliada Ruhban Okulu’nun Ortodoks cemaatler üzerindeki etkisi, Fener Patrikhane’sinin, Ortodoks dünyasındaki nüfuz ve etkisiyle paralellik arz eder. Bu anlamda HRO’nun açıldığı yıllardan itibaren bağımsız Ortodoks Kiliselerin yavaş yavaş Fener’den ayrılmasıyla birlikte, Patrikhane’nin nüfuzu Osmanlı coğrafyasındaki Rum cemaatle sınırlı hale gelmeye başlar. Bu bakımdan okul tarihi boyunca HRO’ya Yunanistan Kilisesi hariç, Balkanlar’daki ayrılıkçı kiliselerin, sınırlı sayıda gelen öğrenciler dışında, pek fazla itibar etmedikleri görülür. Türkiye Cumhuriyeti döneminde ise okula ABD’de ve Avrupa’daki diasporada yaşayan Rum cemaatinden gelenler olur. Bunlara, Girit ve On iki Adalar Kilisesi ile Bağımsız Kıbrıs Kilisesi’ni de ilave etmek gerekir. Bunların dışında sayıları oldukça az olmakla birlikte, zaman zaman diğer Ortodoks ve Doğu Kiliseleri’nden de öğrenci gelmiştir.

Okul, özellikle Anadolu’da ve Balkanlardaki Ortodoks Rum cemaate karşı Katolik ve Protestanlarca yürütülen misyonerlik hareketlerinin ve Batı’da ortaya çıkıp cemaati etkileyen din karşıtı fikirlerin etkisini de en aza indirmeye çalışmış ve yetiştirdiği din adamları ile bu menfi propagandaların önüne geçmeye çalışmıştır. Ayrıca Patrikhane’nin en üst din eğitim kurumu olan HRO, dinî kimliğin yanısıra, özellikle on dokuzuncu yüzyılın ikinci çeyreğinden itibaren Ortodokslar arasında, Rum, Sırp, Bulgar, Makedon vb etnik kökene dayalı ayrışmaların başladığı yıllarda Ortodoks Rum kimliğinin oluşmasında da etkili olmuştur. Bu konuda en ilginç örnek 1870’li yıllarda Patrikhane’den ayrılan Bulgar Eksarhlığı ile Patrikhane arasında yaşanan ve Bulgarların aforoz edilmesi  ile sonuçlanan tartışmalarda  Ruhban Okulu mezunu din adamlarının ön saflarda yer almasıdır. 

Yine bunun son örneğini Birinci Dünya Savaşı ve özellikle savaştan sonraki yıllarda (1918-1922) Patrikhane’de Osmanlı İmparatorluğu ve Milli Mücadele aleyhine siyasi faaliyetleri ile ön plana çıkan Ruhban Okulu mezunu Metropolitler de görmekteyiz. Bu nedenledir ki bu gün Türk kamuoyunda Patrikhane ve kurumlarına, dolayısıyla HRO’ya karşı menfi bakışın tarihsel arka zemininde bu dönemlerden miras kalan toplumsal hafızanın önemli etkileri vardır. Ancak buradan hareketle bu günkü Patrikhane mensuplarını yargılamak ne kadar adil değilse, aynı şekilde yazılı ve görsel medyada sıkça ifade edildiği şekliyle “sözkonu okuldan mezun olan tek bir kişinin bile menfi bir eylemde bulunmadığı” iddiası da temelsizdir.

Okulu, Osmanlı ve Cumhuriyet dönemindeki eğitim kalitesi açısından  mukayese ve değerlendirme yapacak olursak, Cumhuriyet döneminin daha başarılı ve daha üretken olduğunu söyleyebiliriz. Zira Osmanlı idaresinin son zamanlarına rastlayan dönemde Patrikhane’nin ve dolaylı olarak da okulun ulusçuluk eksenli bir dizi gelişme ve mücadelelerin arasında kaldığı göze çarpar. Zira dönemin şartlarına göre Patrikhane içerisinde yaşanan  nüfuz mücadelesinin etkileri zaman zaman Okul üzerinde de görünmüştür.  Bu kaos ortamının ardından gelen Cumhuriyet yıllarındaki sakinlikle birlikte Patrikhane, tüm enerjisini okuldaki eğitim ve öğretimin daha kaliteli hale getirilmesi için sarf etmiştir. 

Ancak 1965’ten itibaren itibaren Yunanistan’la Kıbrıs meselesi yüzünden yaşanan siyasî gerginlik okula da yansımış ve dışarıdan öğrenci alımı durdurulmuştur. 1971’de de öncelikle Türkiye’nin kendi eğitim kurumlarına yönelik yaptığı bir kanuni düzenlemenin HRO’yu da içine alması, okulun teoloji kısmının kapanmasına neden olmuş, 1985’te ise öğrenci yokluğu sebebi ile Patrikhane’nin kendisi okulun lise kısmını da kapatmıştır. Bugün Patrikhane açısından en öncelikli ve hayati sorun, HRO’nun yeniden açılması konusudur. Bu nedenle de Patrikhane her türlü platformlarda okulun tekrar açılması için mücadele vermektedir.

 

Akademik Seminerler

Facebook Twitter Google Plus
Akademik Seminer(Salih İnci)
Telefon Tablet Bilgisayar Bu website tüm cihazlarla uyumludur.