İlahiyat Fakültesi

Kişi Arama

Bağlantılar

Fakültemiz Öğretim Üyelerinden Yrd. Doç. Dr. Emine Arslan Kırıkkale’de Uluslararası Sempozyumda Konuşma Yaptı

25/05/2016 13:21:30 - 26/05/2016 13:21:30 - 1332 Okunma - 0 Yorum

Kırıkkale Üniversitesi İslami İlimler Fakültesi tarafından 26-27 Nisan 2016 tarihleri arasında “Bütün Yönleriyle Osmanlıca ve Mirası” adlı uluslararası sempozyum düzenlendi. Sempozyuma konuşmacı olarak katılan öğretim üyelerimiz Yrd. Doç. Dr. Emine Arslan konuşmasında Fetva Edebiyatı Açısından Osmanlıca konusuna değindi.

“Fetva Edebiyatı Açısından Osmanlıca ve Fetvâhâne-i Âlî Defterlerine Yansıyan Arap Harflerinin Yerine Latin Harflerinin Kabulü Talebine Verilen 3 Rebîulevvel 1328 Tarihli  Cevap” adlı bildirisini sunan Arslan’ın konuşması özetle şunları içermektedir:

Fetva kitapları ve Fetvâhâne-i Âlî Defterleri fıkıh ilminin Osmanlı dönemine dair fikir sahibi olabilmek için bakılması gereken temel kaynaklardandır. Osmanlı şeyhülislamlarının kahir ekseriyetinin verdikleri fetvalar Arapça değil, Osmanlıca kaleme alınmıştır. Bu eserlerde oldukça dakîk bir dil kullanılmıştır. Feâvâ-yı Ali Efendi, Fetâvâ-yı Abdürrahîm, Fetâva-yı Feyziyye, Behcetü'l-fetâvâ ve Netîcetü'l-fetâvâ bunlardan bazılarıdır.  Bahsettiğimiz eserler matbu halde olmakla beraber daha pek çok fetva mecmuası yazma halinde kütüphanelerde yer almaktadır.  Fetvâhâne-i Âlî Defterleri ise Fetvâhâne'ye mahkeme kadılarından, resmi dairelerden, müftülerden ya da şahıslardan gelen soruları ihtiva eden defterlerdir. Fetvâhâne'nin hem kendi iç işleyişi hem de sosyal ve siyasi hayattaki değişim ve tartışmaları bünyesinde saklayan bu defterler fıkhın pratik hayata yansıması olan fetvaların ilk formlarını ve ayrıntılarını içermesi açısından da çok mühimdir. Bunlardan 378 numaralı defterde yer alan "Memâlik-i Osmaniyye'de Latin hurûfunun kabul ve tedrîsinin muvâfık olup olmayacağı hakkında bazı mütalaâtı hâvî Sinop Mebûsu Hasan Fehmi Efendi'nin 27 d. 327 tarihli muhavvel takrîri ve hurûf-ı mezkûrenin adem-i kabûlü istirhamına dair Tiran kazası ulemâ ve ahâli-i İslâmiyyesi cânibinden keşîde olunup havâle buyurulan 2 Şubat 325  tarihli telgrafnâme birleştirilerek mütalaa olundu." diye başlayan cevapta Latin harflerinin kabulünün getireceği sakıncalara işaret edilmektedir.

Konuşmada Osmanlıca'nın fıkıh-fetva-Türk hukuk tarihi açısından yeri  fetva mecmûaları ve Fetvâhâne-i Âlî Defterleri çerçevesinde ele alınmıştır. Arsla’a göre fıkhî faaliyet Osmanlı döneminde daha çok risâleler ve fetva mecmûaları üzerinden gerçekleşmiştir. Fetvâhane Defterleri ise fıkhın-hukukun Osmanlı Devleti'ndeki uygulamasının seyir defteri görünümündedir. Bu kaynaklara ulaşamayan/ulaşmayan akademisyenler maalesef Osmanlı Dönemini fıkıh ilmi açısından kayıp halka olarak görme eğilimindedirler. Son zamanlarda yapılan çalışmalar bu kaynakları dikkate almaya başladıkları için memnuniyet verici gelişmeler olmaktadır.

Emine Arslan Kırıkkale Fetva Edebiyatı Osmanlıca

Facebook Twitter Google Plus

Bu sayfaya henüz yorum yapılmadı.


0
Telefon Tablet Bilgisayar Bu website tüm cihazlarla uyumludur.